English
Haber arşivine dön

COP31'e Doğru: İş Dünyası İçin Öncelikler ve Fırsatlar Webinarında Türkiye'nin İklim Gündemi Masaya Yatırıldı

Sustainable Business Network (SBN) ve UN SDSN Türkiye iş birliğinde düzenlenen "COP31'e Doğru: İş Dünyası İçin Öncelikler ve Fırsatlar" webinarında, Türkiye'nin başkanlığını yürüttüğü COP31 hazırlıkları, iklim müzakerelerinde öne çıkan başlıklar ve iş dünyasının dönüşüm sürecindeki rolü kapsamlı şekilde ele alındı.

Sustainable Business Network (SBN) ve UN SDSN Türkiye iş birliğinde düzenlenen "COP31'e Doğru: İş Dünyası İçin Öncelikler ve Fırsatlar" webinarında, Türkiye'nin başkanlığını yürüttüğü COP31 hazırlıkları, iklim müzakerelerinde öne çıkan başlıklar ve iş dünyasının dönüşüm sürecindeki rolü kapsamlı şekilde ele alındı. 

Dr. Tamer Atabarut (Sustainable Business Network Eş Başkanı)açılış konuşmalarıyla başlayan webinarın moderatörlüğünü Dr. Bahar Özay (SDSN Türkiye Koordinatörü) üstlenirken; Ayşin Turpancı (T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı, İklim Müzakereleri ve Uluslararası Politikalar Dairesi Başkanı), Dr. Ümit Şahin (Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi, İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü ve Kıdemli Araştırmacısı) konuşmacı olarak yer aldı.

COP31 hazırlıkları uygulama odaklı yeni bir döneme işaret ediyor 

Webinarda, Bonn’da gerçekleşen BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Yardımcı Organları 64. (SB64) toplantılarında, COP31’de alınacak kararların teknik tartışmalarını yapmak, karar taslaklarını hazırlamak ve COP’a mümkün olduğu kadar az iş bırakmak kadar, uygulamaya dönük iklim eylemlerini hızlandırmanın da hedeflendiği vurgulandı. Türkiye'nin COP31 Başkanlığını ve Avustralya’nın müzakere başkanlığını yürüttüğü modelin, yapılan anlaşma ve iş bölümü çerçevesinde uluslararası iş birliği açısından önemli bir örnek oluşturduğu ifade edildi. 

Katılımcılar, COP31'in önceki zirvelerden farklı olarak uygulama, finansman ve çok paydaşlı iş birliklerini merkeze alan bir yaklaşım benimsediğine dikkat çekti.

COP31 Küresel İklim Eylemi’nin öncelikleri ve hedefleri  paylaşıldı 

Webinarda, COP31 Başkanlığı tarafından açıklanan COP31 Küresel İklim Eylem Gündeminin stratejik çerçevesini oluşturan on öncelik alanı ve altı küresel uygulama hedeflerine değinildi. On öncelik alanı olarak, Temiz Enerji Dönüşümü ve Elektrifikasyon, Gıda Güvenliği, İklim Uygulama Köprüsü, Sıfır Atık, Okyanuslar ve Denizler, İklim Dirençli Şehirler, Gençlik ve Eğitim, Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri, Rio Sinerjisi ve Yeşil Sanayileşme başlıklarıdan oluşmaktadır. Bu öncelik alanlarının hayata geçirilmesine yönelik olarak belirlenen küresel uygulama hedeflerine de değinildi. Elektrifikasyon (Küresel elektrifikasyon oranının 2035 yılına kadar %35 düzeyine çıkarılması), Sıfır Atık ve Metan Azaltımı (Atık üretimindeki artışın 2035 yılına kadar yarı yarıya azaltılması), Dirençli Şehirler ve Binalar (Bina sektöründe enerji kullanım yoğunluğunun 2035 yılına kadar en az %25 oranında azaltılması), Yeşil Sanayileşme (Üretim ve imalat sektöründe döngüsel malzeme kullanım oranının 2035 yılına kadar en az %15'e yükseltilmesi), Her Alanda Farkındalık (İklim dirençli tarım uygulamaları ile iklim değişikliğiyle mücadele eğitimlerinin, 2035 yılına kadar toplumun her kesiminde yaygınlaştırılması) ve İklim Uygulama Köprüsü (Ulusal Katkı Beyanlarının (NDC) uygulanmasını hızlandıracak ve yatırım yapılabilir projelerin desteklenmesini sağlayacak bir mekanizmanın 2035 yılına kadar yaygınlaştırılması) hedefleri ile belirlenen öncelik alanlarının ölçülebilir ve zaman sınırlı hedeflerle ilişkilendirildiği, iklim taahhütlerinin uygulamaya dönüştürülmesi ve küresel iklim mücadelesinde somut ilerleme sağlanması amacı taşındığı ifade edildi. 

  

İklim finansmanı COP31'in en kritik gündemlerinden biri olacak 

Konuşmacılar, COP31 sürecinde en önemli tartışma başlıklarından birinin iklim finansmanı olacağını vurguladı. 

Gelişmekte olan ülkelerin kamu finansmanına erişim beklentileri, uyum fonlarının güçlendirilmesi ve özel sektör finansmanının daha etkin harekete geçirilmesi gerekliliği webinarın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. 

Finansman mekanizmalarının güçlendirilmeden iklim hedeflerine ulaşmanın mümkün olmadığına dikkat çekilirken, kamu ve özel sektörün birlikte hareket edeceği yeni finansman modellerinin önemine vurgu yapıldı.

İş dünyasına aktif katılım çağrısı 

Webinarda, COP31'in yalnızca hükümetlerin değil; özel sektör, finans kuruluşları, akademi ve sivil toplumun birlikte şekillendireceği bir süreç olduğu ifade edildi.

İş dünyasının iklim dönüşümünü hızlandıracak yatırımları artırması, uluslararası iş birliklerine daha güçlü katılım sağlaması ve COP31 sürecinde oluşturulacak platformlarda aktif rol üstlenmesinin Türkiye'nin rekabet gücü açısından kritik olduğu belirtildi. 

Katılımcılar ayrıca, COP31 kapsamında oluşturulacak "İklim Uygulama Köprüsü" gibi mekanizmaların, kamu-özel sektör iş birliklerini güçlendirmesi açısından önemli fırsatlar sunacağını ifade etti.

Çok taraflılık, güven ve katılımcılık başarının anahtarı olacak 

Webinarda, COP31'in başarısının yalnızca alınacak kararlarla değil; müzakere süreçlerinde güven ortamının korunması, çok taraflılığın güçlendirilmesi ve bilim dünyası ile sivil toplumun sürece etkin katılımının sağlanmasıyla ölçüleceği vurgulandı. 

Konuşmacılar, uygulama gündemi ile resmi müzakerelerin dengeli şekilde ilerlemesinin Paris Anlaşması hedefleri açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti.

İklim dönüşümünde insan kaynağı öne çıkıyor 

Etkinliğin son bölümünde ise iklim eyleminin yalnızca teknoloji ve finansmandan ibaret olmadığına dikkat çekildi. 

Üniversiteler, mesleki eğitim kurumları ve iş dünyasının birlikte hareket ederek yeni beceriler geliştirmesi, yeşil dönüşümün ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesi ve iklim okuryazarlığının yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi. 

Webinarda, COP31'in Türkiye için yalnızca önemli bir diplomatik süreç değil; aynı zamanda iş dünyasının rekabetçiliğini artıracak, yeşil dönüşümü hızlandıracak ve uluslararası iş birliklerini güçlendirecek stratejik bir fırsat olduğu vurgulanarak, özel sektörün sürece aktif katılımının önemine dikkat çekildi.