Balparmak, 1980 yılından bu yana Türkiye’nin dört bir yanından gelen arı ürünlerini analiz edip, doğallığından emin olduktan sonra güvenli bir şekilde ambalajlayarak tüketicilere sunmaktadır. Türkiye’nin en çok satan bal markası olan Balparmak, dünya çapında da Euromonitor verilerine göre ilk 10 bal markası arasında yer almaktadır. 30 bin metrekarelik tesislerinde, yılda 32 bin ton üretim kapasitesine sahip olan Balparmak, 27 farklı ülkeye ihracat yapmaktadır. Yenilikçi üretim ve analiz teknolojileriyle, sürdürülebilir üretim ilkelerine uygun olarak, doğal ve kaliteli arı ürünlerini küresel pazara ulaştırmaktadır.
BALPARMAK AR-GE VE INOVASYON
Bal ve arı ürünleri alanında yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın önde gelen AR-GE ve kalite merkezlerinden biri olan Balparmak, uluslararası standartlarda analizler gerçekleştirmekte ve geliştirdiği yenilikçi metotları küresel ölçekte laboratuvarların kullanımına sunmaktadır.
Ar-Ge çalışmalarımız kapsamında, baldaki hile ve tağşişin tespitine yönelik ileri analiz yöntemleri geliştirerek sektöre öncülük ediyoruz. Örneğin, sahteciliğin yaygın yöntemlerinden biri olan esmer pirinç şurubu tespit metodu, dünyada ilk kez Balparmak AR-GE Merkezimizde geliştirilmiş ve bilimsel hakemli bir dergide yayımlanarak uluslararası literatüre kazandırılmıştır.
Türkiye’nin en değerli doğal ürünlerinden biri olan çam balının korunması ve uluslararası alanda tanıtımı için de aktif rol alıyoruz. Dünya çam balı üretiminin %95’inin Türkiye’de gerçekleştiği göz önünde bulundurulduğunda, bu alandaki çalışmalar büyük bir stratejik öneme sahiptir. FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) liderliğinde yürütülen coğrafi işaret tescil sürecine katkı sağlayan Balparmak, aynı zamanda çam balında yapılan hilelerin belirlenmesi ve fonksiyonel özelliklerinin ortaya konması amacıyla bilimsel araştırmalar yürütmektedir.
Teknolojik altyapımızı sürekli geliştirerek, dünyadaki en güncel analiz tekniklerini laboratuvarımıza entegre ediyoruz. 2022 yılında laboratuvar altyapımıza dahil ettiğimiz Yüksek Çözünürlüklü Kütle Spektrometresi (High Resolution Mass Spectrometer - HR-MS), balın bileşimini en detaylı şekilde analiz etmemize olanak tanımaktadır. Bu ileri teknoloji sayesinde, bala katılan gıda boyaları, enzim katkıları ve tüm şeker şurupları hassas bir şekilde tespit edilebilmektedir. Balparmak, doğruluğu yüksek analiz metotlarıyla balların doğallığını güvence altına alarak, sektörde kalite ve güvenilirlik standartlarını en üst seviyeye taşımaktadır.
*Türkiye pazarı toplam bal kategorisi 2023 Nielsen Raporuna göre Ciro (TL) bazında
Balparmak İş Modellerini Küresel Amaçlar ile Nasıl Uyumlaştırıyor?
- SDG 1
Yoksulluğa Son
Kırsal kalkınmaya katkıda bulunarak, özellikle kadınlar ve gençler için arıcılık sektöründe fırsatlar yaratıyoruz. Eğitim programları ve teknik destek ile gelir seviyesini artırarak, daha müreffeh bir toplum oluşturmayı hedefliyoruz.
Yoksulluğun azaltılması ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG) arasında kritik bir öneme sahiptir. SDG 1 (Yoksulluğa Son), herkes için ekonomik kaynaklara erişimi artırmayı, istihdam fırsatlarını genişletmeyi ve kırılgan toplulukların sürdürülebilir gelir kaynaklarına ulaşmasını desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, arıcılık sektörü kırsal kalkınmayı teşvik eden ve düşük sermaye yatırımı ile yüksek gelir sağlayabilen bir alan olarak öne çıkmaktadır.
Balparmak olarak, arıcılığın kırsal bölgelerde sürdürülebilir bir ekonomik model haline gelmesini destekleyerek, özellikle kadınların ve gençlerin sektöre kazandırılmasını hedefliyoruz. Yapılan araştırmalar, kırsal bölgelerde tarım ve arıcılık gibi faaliyetlerin teşvik edilmesinin, yoksulluk sınırında yaşayan bireyler için önemli bir ekonomik çıkış yolu sunduğunu göstermektedir.
Bu kapsamda, gerçekleştirdiğimiz eğitimlerle kadınların ve gençlerin modern arıcılık tekniklerini öğrenmelerini sağlıyor, onların sektör içinde doğru yöntemlerle var olmalarına yardımcı oluyoruz. Balparmak Arıcılık Akademisi çatısı altında sunduğumuz eğitimlerde, verimli ve kaliteli bal üretiminin ötesine geçerek, katma değeri yüksek arı ürünleri üretimine odaklanılmasını teşvik ediyoruz. Propolis, arı sütü ve polen gibi ürünler, sadece yerel pazarda değil, küresel ölçekte de yüksek talep gören ürünler arasında yer almakta ve doğru üretim yöntemleriyle önemli bir ihracat potansiyeli sunmaktadır.
Ayrıca, kadınların arıcılığa katılımını artırmak, aile içindeki gelir dengesini iyileştirmek ve ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirmek amacıyla özel projeler geliştiriyoruz. Kadınların iş gücüne katılımının aynı zamanda çocukların eğitim seviyesini ve genel yaşam kalitesini yükselttiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, kırsal bölgelerde özellikle kadınların arıcılık alanında daha aktif rol almasını sağlamak, onların ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirmek ve sürdürülebilir gelir kaynaklarına erişimlerini artırmak için eğitim desteği sunuyoruz.
Tüm bu çalışmalarımızla, SDG 1 hedeflerine katkıda bulunarak, kırsal kesimde yaşayan bireylerin gelir seviyesini artırmayı, özellikle kadınlar ve gençler için sürdürülebilir iş fırsatları yaratmayı ve böylece yoksulluğun azaltılmasına destek olmayı amaçlıyoruz.
- SDG 4
Nitelikli Eğitim
"Balparmak Arıcılık Akademisi" ile arıcılara modern üretim teknikleri ve iyi tarım uygulamaları konularında eğitimler vererek, sürdürülebilir ve kaliteli üretimi teşvik ediyoruz.
Eğitim, sürdürülebilir kalkınmanın temel taşlarından biridir ve bireylerin ekonomik hayata aktif katılımını artırarak refah seviyelerini yükseltmede kritik bir rol oynar. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG) kapsamında, SDG 4 (Nitelikli Eğitim) herkes için kapsayıcı ve eşitlikçi bir eğitimi teşvik etmeyi ve yaşam boyu öğrenme fırsatlarını artırmayı amaçlamaktadır.
Balparmak olarak, arıcılık sektörünün sürdürülebilir gelişimini sağlamak ve arıcılarımızın bilgi düzeyini artırarak üretim verimliliğini yükseltmek için eğitim çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Her yıl binlerce arıcının ürününü analizden geçiriyor, yalnızca doğallığından emin olduklarımızı tüketicilerimizle buluşturuyoruz. Arıcılarımızın üretim süreçlerini iyileştirmek ve daha kaliteli ürün elde etmelerini sağlamak amacıyla kapsamlı eğitim programları düzenliyoruz.
Balparmak Arıcılık Akademisi çatısı altında yürüttüğümüz eğitim programları, arıcılara modern arıcılık teknikleri, sürdürülebilir üretim yöntemleri ve katma değerli arı ürünleri üretimi gibi konularda bilimsel temellere dayalı bilgi sağlıyor. Arıcılık, doğal ekosistemlerin korunmasında kritik bir role sahip olup, yapılan bilimsel araştırmalar bilinçli arıcılık uygulamalarının hem biyoçeşitliliğin korunmasına hem de arı popülasyonlarının sürdürülebilirliğine doğrudan katkı sunduğunu göstermektedir.
Arıların tozlaşma yoluyla tarımsal üretime yaptığı katkı, küresel gıda güvenliğinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır. Ancak, bilinçsiz tarım uygulamaları, pestisit kullanımı ve iklim değişikliği gibi faktörler nedeniyle arı popülasyonlarında ciddi bir düşüş yaşanmaktadır (FAO ve IPBES). Bu bağlamda, verdiğimiz eğitimlerde sürdürülebilir arıcılığın önemi vurgulanmakta, arıcıların iklim değişikliğine uyum sağlayabilecek bilgi ve becerilerle donatılması sağlanmaktadır.
Ayrıca, arıcılarımızı sadece bal üretimine değil, arı sütü, propolis ve polen gibi yüksek katma değerli arı ürünleri üretimine yönlendirmek için teşvik ediyoruz. Yapılan araştırmalar, katma değerli arı ürünlerinin üretiminin arıcıların gelir seviyesini artırmada etkili bir yöntem olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda, eğitimlerimiz aracılığıyla arıcılara sürdürülebilir iş modelleri sunuyor, sektörde rekabet güçlerini artırmalarına destek oluyoruz.
Tüm bu çalışmalarımızla, SDG 4 hedefleri doğrultusunda, arıcılık sektöründe nitelikli eğitim ve yaşam boyu öğrenme fırsatlarını destekleyerek arıcıların bilgi ve beceri düzeyini yükseltmeye, dolayısıyla ekonomik ve ekolojik sürdürülebilirliğe katkı sağlamaya devam ediyoruz.
- SDG 5
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
Kadınları ve gençleri arıcılık sektörüne kazandırarak, sektörde cinsiyet eşitliğini teşvik ediyor ve kadınların ekonomik bağımsızlıklarını güçlendirmelerine yardımcı oluyoruz.
Toplumsal cinsiyet eşitliği, sürdürülebilir kalkınmanın temel taşlarından biridir ve bu bağlamda kadınların ekonomik hayata tam katılımını desteklemek büyük önem taşımaktadır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya genelinde tarımsal üretimin yaklaşık yüzde 43’ü kadınlar tarafından gerçekleştirilse de kadın üreticiler, erkek meslektaşlarına kıyasla sınırlı kaynaklara erişim, eğitim fırsatlarının yetersizliği ve finansal destek mekanizmalarındaki eşitsizlikler nedeniyle dezavantajlı konumda bulunmaktadır.
Türkiye’de arıcılık sektörüne bakıldığında, yapılan araştırmalar arıcıların yaklaşık %99’unun erkek olduğunu göstermektedir. Kadınların arıcılığa katılımının düşük olmasının temel nedenleri arasında fiziksel iş gücü gerektiren konvansiyonel arıcılık uygulamaları, bilgiye erişimdeki engeller ve sektördeki geleneksel iş bölümü bulunmaktadır. Oysa bilimsel araştırmalar, özellikle hassas el işçiliği ve yüksek dikkat gerektiren katma değerli arı ürünleri üretiminde kadınların yeteneklerinin ön plana çıktığını ortaya koymaktadır. Arı sütü, propolis ve polen gibi yüksek katma değerli ürünlerin üretimi, titiz çalışma süreçleri gerektirdiğinden, kadın emeği bu alanda önemli bir fark yaratmaktadır.
Balparmak olarak, kadın arıcılara yönelik eğitim programları ve teşvik mekanizmaları geliştirerek sektörde toplumsal cinsiyet dengesini sağlamayı amaçlıyoruz. Mevcut kadın arıcıların veya yeni kadın arıcı adaylarının katma değerli arı ürünleri üretimine odaklanmasını teşvik ediyor, böylece arıcı ailelerin gelir düzeyinin artmasına katkıda bulunuyoruz. Kadınların arıcılık sektörüne entegrasyonunu artırmak amacıyla Balparmak Arıcılık Akademisi kapsamında özel eğitim programları sunuyor, bu programlarla kadın arıcıları bilimsel ve teknik bilgilerle donatarak üretimde aktif rol almalarını sağlıyoruz.
Ayrıca, kırsal kalkınma projeleriyle kadınların finansal kaynaklara erişimini artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. FAO ve UNDP gibi uluslararası kuruluşların raporları, kadınların gelir getirici tarımsal faaliyetlere katılımının hane halkı refahını doğrudan artırdığını ve çocukların eğitime erişimini iyileştirdiğini göstermektedir. Bu gerçekten hareketle, özellikle pamuk ve fındık tarlalarında mevsimsel tarım işçiliği yapan kadınları arıcılığa yönlendirerek, onların hem ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarına hem de sektöre nitelikli iş gücü olarak dahil olmalarına katkı sağlıyoruz.
Tüm bu çalışmalarımızla, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden SDG 5 (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği) kapsamında kadınların ekonomik hayata katılımını teşvik ederek arıcılık sektöründe daha adil ve kapsayıcı bir ekosistem oluşturmayı hedefliyoruz.
- SDG 12
Sorumlu Üretim ve Tüketim
Arı ürünlerinin üretimini sürdürülebilir şekilde yönetiyor, doğallığını koruyarak tüketicilerimize sunuyoruz. Ayrıca, çevresel etkileri azaltmaya yönelik üretim süreçlerini optimize ediyoruz.
Sorumlu üretim ve tüketim anlayışı doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden SDG 12 (Sorumlu Üretim ve Tüketim) kapsamında doğal kaynakların verimli kullanımı, üretim süreçlerinde çevresel etkilerin minimize edilmesi ve tüketicilere güvenilir ürünler sunulması için bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz.
Kuruluşumuzdan bu yana sorumlu üreticilik ilkesiyle hareket ederek, bal ve diğer arı ürünlerini doğal haliyle tüketicilerimize ulaştırıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanındaki arıcılarımızdan titizlikle topladığımız balları, en az 100 parametrede analiz ederek yalnızca doğallığından emin olduğumuz ürünleri tüketicilerimize sunuyoruz. Bu süreçte, gıda güvenliği standartlarına tam uyum sağlarken, biyolojik çeşitliliğin korunması ve ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerin en aza indirilmesi için sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi uyguluyoruz.
1986 yılında temellerini attığımız Bal ve Diğer Arı Ürünleri Araştırma ve Kalite Kontrol Laboratuvarı, bugünkü adıyla APİLAB, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en kapsamlı ilk sıradaki dört eş değer arı ürünleri ihtisas laboratuvarı içinde yer almaktadır. 2017 yılında kurulan Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın sayılı bal ve arı ürünleri Ar-Ge ve Kalite Merkezi olan APİLAB, baldaki hile ve sahteciliği önlemek için geliştirdiği uluslararası geçerliliğe sahip analiz metotlarıyla dünya çapında bir otorite haline gelmiştir. Laboratuvarımız, ürün izlenebilirliği, gıda güvenliği ve kalite standartlarını geliştiren inovatif çalışmalar yürüterek sorumlu üretim süreçlerini desteklemektedir. Çoğu doktoralı 20 bilim insanından oluşan ekibimiz, uluslararası bilimsel platformlarda kabul gören çalışmalara imza atarak sektörün geleceğini şekillendirmektedir.
Sürdürülebilir üretim süreçlerinin yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirdiğimiz Balparmak Arıcılık Akademisi’nin kapsamında, arıcılara “Modern Arıcılık Teknikleri” hakkında eğitimler sunarak ekosistem dostu üretim modellerine teşvik ediyoruz. Arıcılık faaliyetlerinde ürünlere pestisit bulaşının engellenmesi, doğal yaşam döngüsüne uygun üretim tekniklerinin benimsenmesi ve biyoçeşitliliğin/arı kolonilerinin korunması gibi konulara odaklanıyoruz.
Tüketici bilinçlendirme çalışmaları ise sorumlu tüketimin desteklenmesi adına hem kurumumuz hem de sektörün geleceği için önemli bir yer tutmaktadır. Bu doğrultuda, tüketicilerin doğru ürünü seçme bilincini artırmak amacıyla bilimsel farkındalık seminerlerine konuşmacı olarak katılıyor, uzman kanaat önderleriyle çeşitli platformlarda farkındalık çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Eğitimlerimizde doğal balın kimyasal ve biyolojik özellikleri, doğal balın nasıl anlaşılabileceği, bal üretiminde sürdürülebilirlik ve arıcılığın ekosistem üzerindeki kritik rolü gibi bilimsel temelli konulara yer veriyoruz.
Bu kapsamlı çalışmalarımızla, sürdürülebilir üretim ve tüketim ilkelerini uygulamaya geçirerek gıda güvenliği, ekolojik denge ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından topluma ve çevreye değer katmayı amaçlıyoruz.
- SDG 13
İklim Eylemi
Üretim süreçlerimizi, çevresel etkiyi minimize edecek şekilde sürdürülebilir kılmak için karbon ayak izimizi azaltmayı ve enerji verimliliğini artırmayı hedefliyoruz.
İklim değişikliği, özellikle ekosistem temelli üretim yapan gıda sektörünü derinden etkileyen küresel bir sorun haline gelmiştir. Arı ürünleri ise iklim değişikliklerinden doğrudan etkilenen en hassas gıda gruplarından biridir. Bitki çeşitliliğinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir role sahip olan bal arıları, tarımsal üretimde tozlaşmayı sağlayarak dünya genelindeki meyve ve sebze türlerinin yaklaşık %77’sinin oluşmasında temel faktör konumundadır.
Ancak, artan sıcaklıklar, düzensiz yağış rejimleri ve ekstrem hava olayları, nektar ve polen kaynaklarının azalmasına, arı kolonilerinin stres seviyelerinin yükselmesine ve hastalıkların yayılma hızının artmasına neden olmaktadır. Ayrıca, iklim değişikliği nedeniyle bazı bitki türlerinin çiçeklenme zamanları ile arıların uçuş döngüleri arasında uyumsuzluklar ortaya çıkmakta, bu da ekosistem dengesini ve bal verimliliğini olumsuz etkilemektedir.
Bu noktada, alınması gereken en kritik önlemlerden biri, bölgesel iklim koşullarına uyum sağlayabilen arı ırklarının belirlenmesi ve genetik ıslah çalışmalarının desteklenmesidir. Bölgesel arıcılık stratejilerinin geliştirilmesi, yerel arı türlerinin korunması ve dirençli kolonilerin yetiştirilmesi, sürdürülebilir arıcılık faaliyetleri açısından büyük önem taşımaktadır. Bu gerçekten hareketle, arıcılarımıza yönelik eğitimlerimizde iklim değişikliğinin arıcılık üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor, arıcılık uygulamalarının ekolojik dengeyi koruyacak şekilde nasıl geliştirilebileceğine dair farkındalık yaratmaya özen gösteriyoruz.



